ASUS Fantastik Boot Hatası ve Çözümü

Dün, bir süre önce aldığım ASUS notebook’um üzerinde kullandığım Windows 7 işletim sistemini yeniden kurmaya karar verdim. DVD üzerinden adımları izleyerek sorunsuzca bir kurulum gerçekleştirdikten sonra donanım sürücülerini kurduktan sonra bilgisayarımı yeniden başlatmam gerekti. Ancak yeniden başlattığımda çok farklı bir hatayla karşılaştım. Ekranda bir başlık ve kocaman bir ‘ERROR’ yazısı vardı ( hatta internette buldum, birileri de aynı sorunla karşılaşıp bu durumu fotoğraflamış, burdan ).

Kocaman bir ‘ERROR’ yazısının bulunduğu pencerenin başlığında ise şöyle yazıyor:
Can not open file C:/RECOVERY.DAT

Biraz araştırdıktan sonra birilerinin bu sorunu ‘recovery’ disk bölümünü silerek aştığını gördüm. Ancak bu çözüm bana çok akıllıca gelmedi ve araştırmaya devam ettim. Kısa bir süre sonra ASUS’un vip forumlarında da bu konunun tartışıldığını gördüm. Ve işin doğrusu orda çok daha akıllıca bir çözüm önerilmişti. Ben denedim ve gerçekten de sorunuma çözüm oldu. Ben de aynı sorunu yaşayabilecek Türk kullanıcılar için çözümü Türkçe olarak yazmaya karar verdim.

Şöyle ki:

Windows 7 DVD’nizi DVD sürücünüze yerleştirdikten sonra aynen kurulum yaparken olduğu gibi boot edin. Dil, zaman ve klavye ayarlarını yaptıktan sonraki adımda kurulum yerine aşağıdaki ‘Bilgisayarınızı Onarın (Repair Your Computer)’ seçeneğini seçin. Açılan onarma seçenekleri arasından ‘Komut Satırı‘nı seçerek devam edin. Biraz bekledikten sonra açılan komut satırı penceresinde şu komutu verin:

bootsect /nt60 ALL /mbr

Eğer herhangi bir bootloader – grub gibi – kullanıyorsanız bu işlemin bootloader’ınızı silip ilk açılışta Windows’u çalıştıracağını söylemeliyim, sonrasında Grub’u kendiniz tekrar kurmalısınız.

Hemen ekleyeyim, bu bahsettiğim onarma seçenekleri her kurulum CD/DVD’sinde olmuyor. Eğer sizin DVD’nizde bu seçeneği göremediyseniz bir ‘Onarım DVD’sini edinmeniz gerekecek, onun için de sizi buraya alalım.

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Google Chrome

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Yeni trend, MUZ GRİBİ!

Sonbahar yerini yavaş yavaş kışa bırakırken başlar bende bir ‘grip korkusu‘. Maalesef soğuk algınlığı, grip gibi akımlara karşı çok dayanıklı değilim, şifayı kapıveriyorum kolayca. Bu sezonun favori hastalığını da biliyorsunuz: ‘Domuz gribi‘.

İşte bu noktada başlıyor hadise… Bugün sürekli takip etmeye çalıştığım haberleri okurken bir haberle karşılaştım ki, gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Çok da fazla bir şey söylemek istemiyorum işin aslı, haberin kendisi yeterli olacaktır.

Buyrun, burdan yakın: “Domuz gribi” out, “muz gribi” in.

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Vatan Bilgisayar’dan aldığınız Acer markalı notebook’unuz arıza yaparsa… -4-

Sürekli olarak yaptığım telefon konuşmalarından sonuç alamadığım için tekrar tekrar uğraşmadım ne Vatan Bilgisayar’ı, ne de teknik servisi aramakla ( yeni aldığım ASUS N61VG model notebook’umun eski bilgisayarımın eksikliğini hissettirmeyişi de sebep oldu tabi uğraşmayı bırakmama ). Ancak Vatan Bilgisayar’ın internet sayfası üzerinden bilgisayarımın servisteki durumunu takip etmeye devam ettim tabi ki. Önce serviste yedek parça beklediğini gördüm. Bu arada Vatan Bilgisayar 3-4 günde bir kez cihazımın hâlâ serviste olduğunu bildiren SMS’ler göndererek beni şaşırttı.

En son ayın 3′ünde (03.12.2009) Vatan Bilgisayar’ın web sayfasında APS ile hazır bildirildi şeklinde bir mesaj gördüm. Ancak bilgisayarımı teslim ettiğim müşteri temsilcisi, cihazım servisten döndüğünde bana telefonla bildireceklerini söylediğinden üstelemedim ve onların beni aramasını bekledim. Ancak ayın 7’sinde durumda bir değişme olmadığını gördüm, Vatan Bilgisayar’ın Ankara’daki Söğütözü şubesine telefon açıldı ve cihazın servisten dönüp alınmayı beklediği bilgisini aldım. Ertesi gün bana verilen ‘servis belgesi‘ ile birlikte Vatan Bilgisayar’ın -yine- Söğütözü şubesine giderek notebook’umu teslim aldım. Ekran kartının değiştiğini öğrendiğimde serviste geçirdiği ‘parça bekleme evresi-nin sahiciliğine inandım ve ne yalan söyleyeyim üzerine tamamen kendi hatamla ayran döktüğüm touchpad’imin de herhângi bir ücret talep edilmeksizin çalışır hâle getirilmesine sevindim. Ancak donanım değişikliğinden olsa gerek, işletim sistemlerimin ikisi de ( Windows 7 ve Linux ) çalışmıyordu. Temiz bir kurulum yaptım, yeni kullanıcısına ( babam :) ) teslim ettim.

Gerek notebook’umu servise teslim ettikten sonra, gerekse de servisten dönmesini beklerken internet üzerinden çok fazla araştırma yaptım. Bilgi edinmen için bilgisayarımın onarım gördüğü servise telefon yoluyla ulaşmayı denedim, ancak cevap alamadım. Ve internette servise dair o kadar fazla şikâyet gördüm ki, açıkçası çok umutlu değildim. Ancak gerçekten, her ne kadar Türkiye’de bu konuda denetim mekânizması gerektiği kadar iyi çalışmasa da ben oldukça memnun olduğum bir servis deneyimi yaşadım. Benden bu kadar, umarım kimse bu tarz bir sorundan muzdarip olmaz ve olursa da yazdıklarımla umarım biraz da olsa yardımcı olabilmişimdir…

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Go go google!

Üniversite hazırlık yılında sunum konusu olarak Google’ı seçecek kadar büyük bir Google hayranıyım. Yaptıkları işleri, giriştikleri projeleri merakla takip ederim hep. Özellikle Google Chrome (özgür adıyla chromium) ortaya çıktıktan sonra daha büyük bir ivmeyle gelişmeye devam eden Google her gün yeni bir şeyler yapıyor ve şaşırmıyorum doğrusu.

Bir kaç gün önce Google Public DNS duyruldu, ilgilenenler haberini almıştır zaten. Türkiye’de yasaklanan süper zararlı(!) sitelere (youtube, google groups gibi…) girebilmek söz konusu olduğunda tanıştı internet kullanıcıları DNS* kavramı ile. Engellemeler DNS’ler üzerinden yapılınca çoğu kullanıcı bu durumun üstesinden gelebilmek adına Telekom’un DNS’lerindense farklı DNS’ler kullanmaya başladılar. Çok fazla alternatif var mıdır bilmiyorum aslında, ama ben de şu zamana kadar ya ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’nın DNS’lerini ya da OpenDNS kullanıyordum. Ancak, madem Google bugün kendi DNS’lerini duyurdu, Google her yeni bir şey çıkardığında olduğu gibi test edeceğim elbette :)

Kendi sayfasında nasıl kullanılacağının açıklaması yapılmış, siz de denemek isterseniz şu sayfaya bir göz atın.

Kullanmak için girmeniz gereken, Google Public DNS’in IP adresleri ise şunlar:

  • 8.8.8.8
  • 8.8.4.4

*: ‘DNS de neyin nesi?‘ diyorsanız, şuraya bir göz atın derim ;)

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Left 4 Dead: METU!

Cumartesi gecesi yatağıma yattığımda titreme ile baş gösteren soğuk algınlığı pazar sabahı yatağımdan kalkamayışımla resmileşmişti. Bütün pazar günü boyunca sadece ama sadece yattıktan sonra pazartesi günü erkenden kalkıp kampüs içerisindeki sağlık merkezine, nam-ı diğer medikoya, gittim. Binanın kapısından içeriye girdiğimde ise resmen şok oldum. Ben sözde ortalık kalabalıklaşmadan muayene olabilmek için erken gitmiştim ancak, hiç de erken gitmemişim. Ağzına maskesini takan çıkmış gelmiş… İşte tam o anda bir kaç gündür oynuyor olduğum ‘Left 4 Dead‘ aklıma geldi. Herkes zombi gibi ‘infected‘ gözlerle birbirini süzüyor….

Oynayanlar hatırlayacaklardır, oynamayanlar için bahsetmek gerekirse; basitçe dünyaya yayılan ve bulaştığı insanları zombiye çeviren bir virüs ve bu virüsten etkilenmeyen 4 kişinin ‘curing the infection, one bullet at a time‘ felsefesiyle zombilerle mücadele ederek güvenli bir yer aramalarından ibaret.

Konumuza dönecek olursak… Gerek basında fazlasıyla yer alan çoğu asılsız haberler, gerekse toplumumuzun abartmaya olan aşırı yönelimi dolayısıyla -biri de benim, ordan biliyorum- insanlar her tür grip-related organizmaya karşı takıntılı hâle gelmişler. Öyle ki; sürekli devam eden öksürüğüm mediko’nun kapısından içeri girdikten sonra öksürdüğümde insanların bana bakışları dolayısıyla kesildi, iyileştim! :P

Erken gittiğimi sanarken yanılıyor olduğumu anladığımı belirtmiştim zaten… Sıraya geçip numaramı aldım, ‘12′ numaraydım (15 son numara). Uzuuuuunca bir bekleyişten sonra sıra bana geldi ve o da ne! Maskem nerdeymiş benim diye azarlanarak maske takmaya gönderildim. Neyse ki maskemi takıp geldiğimde artık muayene edilmeyi haketmiştim. Daha önce pek çok kez mediko’ya başvurmama rağmen ilk kez etraflıca bir muayeneden geçirildim, hatta röntgen bile çektirdim :P

İlaçlarım yazıldı, bir kuyruk da eczanede beklendikten sonra ilaçlarımı aldım, istirahatteyim…

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Vatan Bilgisayar’dan aldığınız Acer markalı notebook’unuz arıza yaparsa… -3-

Bugün itibariyle bilgisayarın durumu ‘Servise Ulaştı‘dan ‘Serviste Malzeme Bekliyor‘a güncellendi. Şu meşhur parça bekleme periyodunu eriştik biz de, hamdolsun. Gerçekten parça beklendiğine inanmadığımdan az önce Vatan Bilgisayar’ı arayıp bilgisayarımın sorununun ne olduğunu öğrenmek istediğimi söyledim. Gerekli departmana isteğimi ileteceğini ve bana gün içinde telefonla ulaşılacağını söyleyen bu kez başka bir bayandı, ismini anlayamadım. Daha önce de kargo konusunda bana telefonla gün içinde dönüleceği söylenmişti ama -ne şaşırtıcıdır ki- bir dönen olmamıştı, bu kez de çok umutlu değilim ne yalan söyleyeyim…

Bunun üzerine aracıyı aradan çıkarıp Sertech Bilgisayar’ı (cihazın gönderildiği yetkili servis) aradım ancak -yine şaşırtıcı bir şekilde- çağrıma cevap alamadım. Elim kolum bağlı beklemedeyim anlayacağınız…

Edit: Vatan Bilgisayar’dan az önce aradılar, sorunla ilgili onların da bir bilgisinin olmadığını, ancak servise ulaştıktan sonra beni bilgilendirebileceklerini söylediler. Ben de onlara telefonla nasıl ulaşamadığımı anlattım. Bir iki gün içinde servise ulaşıp bana tekrar bilgi vereceklerini söylediler. Hadi hayırlısı bakalım…

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Vatan Bilgisayar’dan aldığınız Acer markalı notebook’unuz arıza yaparsa… -2-

Notebook’u Vatan Bilgisayar’a teslim edeli iki hafta kadar oldu. Vatan Bilgisayar’ın merkez şubesinden aldığım Ankara şubesini defalarca aradım, bana kullandıkları kargo firmasının adını ve gönderi referans numarasını vermelerini istedim. Bir keresinde uzunca beklememe rağmen çağrıma hiç cevap alamadım (sürekli telesekreter dinleyerek bekledim), iki sefer de Gülçin adında bir bayan tarafından “bir dakika lütfen” denilerek ve dakikalar geçmesine rağmen cevap verilmeyerek yıldırılmaya çalışıldım. Ancak yılmayıp ertesi gün tekrar aradığımda, durumu açıkladım ve aynı bayan bu sefer -nihayet- bilgisayarımın gittiği teknik servisin adını, telefonunu ve bu serviste cihazımın durumunu takip edebileceğim bir referans numarasını verdi. Celltech olarak anladığım ismi bayana onaylattım, ancak sonradan internet aramalarım sonrasında servis adının Sertech olduğunu öğrendim. Sorduğumda ‘evet evet odur‘ deyip beni savsaklayan müşteri temsilcisi bayan sağolsun, ne diyeyim…

Kargo bilgilerini istediğimde ise bunun ‘etik‘ (!) olmadığını, bu bilgileri bana veremeyeceklerini söylediler! Cihazımın nerde olduğunu onlar göremiyorlar, benim de görmem ‘etik‘ değilmiş. Buyrun, burdan yakın… Hemen ‘e şöyle yapsaydın ya‘ diye içinden geçirenlere de yardımcı olayım… Garanti sözleşmesindeki hükümlerden Vatan Bilgisayar bünyesinde çalışan herhangi bir kimseye bahsetmeye çalıştığınızda alacağınız cevap “Onlar firmayla sizin aranızda geçerli hükümlerdir. Yükümlüsü firmadır. Biz sadece sizden alıp kargoya verdik.” olacaktır. Yani Vatan Bilgisayar müşteri hizmetlerine gittiğinizde ordaki çalışanları ‘adam’ sanmayın, onlar sadece ‘aracı’…

Sonraki bir aramada ‘dava‘, ‘yargı‘, ‘siz‘ sözcüklerini bir arada kullandığımdan olacak, biraz daha ciddiye aldılar ve çalıştıkları kargo firmasının ismi dökülüverdi ağızlarından. Yani konuşurken hani bu insanlar medeniyetten nasibini almıştır, usturuplu konuşmak lazım diye düşünmemek gerekmiş, onlar da -oldukça- bilgisiz, anlayışsız, ilgisiz, terbiyesiz olabiliyorlar, hatta öyleler evet…

Biraz anladıkları dilden konuştuktan sonra öğrendim ki bilgisayarım servise 05.11.2009 tarihinde ulaşmış ve her ne yapıyorlarsa bu işlem devam ediyormuş. Bu noktaya gelene kadar öğrendiğim, Vatan Bilgisayar’ın vitrinlerinin laflarına koyduğu bilgisayarları satmaktan başka sorumluluğunun olmadığı, utanma belasına bir müşteri hizmetleri açıp (odayı görünce de bir halt sanarsınız ha) ’sorunlu cihazlarınızı hemen hallederiz’ havasında alıp sadece servislere gönderdiği oldu. Ha bir de, etrafınızda vasıfsız, yardımcı olmak istediğiniz insanlar varsa Vatan Bilgisayar müşteri hizmetlerinde çalışmak üzere başvurmasını önerin. Özellikle vasıfsız insanları seçmek suretiyle işe aldıklarından emin olabilirsiniz.

Gelişmelerden haberdar edeceğim…

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Vatan Bilgisayar’dan aldığınız Acer markalı notebook’unuz arıza yaparsa… -1-

Merhabalar,

Bir süredir hayatımın gündemini oluşturan bir durum var ki, ‘madem yazmaya bu kadar meraklısın, bunu da yaz da insanlara bir hayrın olsun‘ dedim kendi kendime. 11.02.2008 tarihinde İzmir, Bornova’daki Vatan Bilgisayar -kendi deyişleriyle- ‘hiperstore’undan Acer’in 5920G modelinin, T7500 işlemcili notebooklarından aldım. Vade farkı ödemek durumunda kaldığım için de 2000 TL gibi bir para ödedim, 12 taksitle.

Sürekli açık tuttuğum, üzerinde pek çok deneme yaptığım bilgisayarım arıza yaptığı için üreticisini suçlamayacağım. Gerçekten güzel bir bilgisayardı ve yaklaşık 1 yıl, 8 ay boyunca gayet güzel ve sorunsuz bir şekilde kullandım. Ancak bundan iki hafta kadar önce bir sabah bilgisayarımı açtığımda sıradışı bir sorun baş gösterdi. Ekranda görüntü gidip geliyordu. Kimi zaman bir saniye kadar giden görüntü kimi zaman 5-6 saniye kadar gelmiyordu. Bir şeyler yapmaya çalışırken bu gerçekten can sıkıcı bir durumdu. Bilgisayarımı sürekli şarjda kullanıyor olduğumdan sorunun bataryadan kaynaklanabileceğini düşündüm, bataryayı çıkarım direk güçle denedim, sorun devam etti. Kullandığım soğutucudan kaynaklanabileceğini düşünüp onu kaldırdım, o da sorun olmadı. Fişi taktığım priz’de toprak olmayışının sorun olabileceğini dahî düşünüp topraklı bir prize geçtim, o da çözüm olmadı.

Bir gün içinde ekranın görüntüsüz kalma süresi git gide arttı, en son 13 saniye kadar sürdükten sonra görüntü bir gitti, bir daha gelmedi…

Bunun üzerine 24.10.2009 tarihinde notebook’umu alıp Vatan Bilgisayar’ın Ankara’daki, Armada’nın tam karşısındaki şubesine gidip garanti kapsamında servise göndermeleri için teslim ettim. Ordan da bana teslim ettiğim ürünümün durumunu kontrol edebileceğim ‘Servis No‘ ve ‘Fatura No’sunun yazdığı bir kağıt verdiler. Cihazımı teslim almak için bu kağıtla gitmem gerektiği söylendi, aynen kağıdın üzerinde de yazdığı gibi. Bir gelse, ben kağıdımla gidip alacağım ama…

Cihazımı teslim ettikten sonra internetten takip etmeye başladım. Bana verdikleri kağıtta yazan bilgileri Vatan Bilgisayar’ın müşteri hizmetleri kısmında takip formuna girdiğimde ürünüm ‘Servis Yolunda‘ görünüyordu. Bir hafta geçmişti ve yurt dışından gelen kargolarımın elime ulaşması ortalama bir hafta sürüyor, bu cihaz nasıl hâlâ ‘yolda‘ olabilir diye bir kurt düştü içime. Bilgisayarı teslim ettiğim şubenin müşteri hizmetlerine gidip birebir bilgi almaya karar verdim. Gittim de.. Müşterilerin değil, müşteri temsilcilerinin girebildiği bir ekrandan kontrol edildi. Gerçekten de ulaşmadığı söylendi. Ben de buna inanmadığımı, garanti sözleşmesinde geçen 15 ve 30 iş günü boyunca servisten gelmemesi durumunda yapılması gerekenleri geciktirmek maksadıyla ellerine geçmemiş gibi göstermeye çalıştıklarını düşündüğümü söyledim. Temsilci ise böyle bir şeyin mümkün olmadığını, eğer geçerse bundan haberleri olacaklarını söyledi.

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Huh…

Günlerdir sürekli bir yerlere notlar alıyorum. Gün içinden ayrıntılar seçip ‘bunu yazmalıyım‘ diye aklımda tutmaya çalışıyorum, bir yerlere yazıp işaretliyorum hatırlayayım diye.. Ama günde bir kez almam gereken ilacımın saatini bile unuturken yazılacak şeyleri de sürekli unutuyor olmama çok fazla şaşırmamalıyım sanırım.

Bir süre önce ‘artık takip ettiğim haberlerde okundu olarak işaretle fonksiyonunu kullanmayacağım‘ diye söz vermiştim kendime. Ancak haberleri okudukça kendimi ‘darbe yemiş‘ hissettiğimi fark ettim. Hele ki geçenlerde bir genci dövüp, sonra da bu genç için gidip ’sağlam’ raporu alan polislerin haberini okuduktan sonra hem elimden geldiğince bu teşkilattan uzak durma, hem de haberleri bu kadar sıkı takip etmeme kararı aldım.

Reel hayattan biraz daha bahsedecek olursam, hâlâ birinci sınıf olmam dolayısıyla çok fazla bir şey yok. Ancak bir kimya dersini gerçekten iyi bir hocadan dinlemek nedir, onu öğrendiğimi söyleyebilirim. Eğer Leyla ARAS ve kimya sözcüklerini bir arada görürseniz, hele ki bir de bu isim seçebileceğiniz bir kaç opsiyondan bir tanesi ise hiç düşünmeyin, kesinlikle pişman olmayacaksınız, hatta teşekkür edeceksiniz bana. Hâlâ kimya bölümünden ders almakta olduğumdan bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum, şayet hatırlatırsanız mezuniyetimden sonra uzun uzadıya yazabilirim :P

Biliyorum bu söylediğim takip eden kimseyi şaşırtmayacak ama, tekrar Linux kullanıyorum. Windows 7′m sürekli surette mavi ekran vermeye devam edince artık kullanmaktan ziyade seyreder olmuştum. Bunun üzerinde indirdiğim yepis yeni Arch Linux ISO’sunu -bir kaç başarısız deneme sonrasında- DVD’ye yazdırdım, el emeği göz nuru konfigüre ettiğim Linux’umla oldukça mutluyum. Windows üzerinde kullandığım favori yazılımım olan -daha önce bir yazımda da anlatmıştım- Digsby’ye alternatif bulmak konusunda sıkıntı çektim biraz. Ancak sonrasında Galaxium adında bir yazılımla tanıştım ki, Adium’un çoğu özelliğini (ifadeler, konuşma temaları, sesler gibi) destekliyor olduğu için -çaktırmasam da- hayran kaldım. Hele bir de Half-Life 2 – Orange Box içindeki Portal oyunundan GLaDOS’un seslerini ses teması olarak ayarladım ki, her oturum açtığımda, her mesaj gönderip aldığımda çıkan sesle mutlu oluyorum, sormayın. (Bu cümleyi sadece Half-Life müptelası olanların anlayabileceğini vurgulamalıyım, ‘bu da neyin nesi‘ diye düşünüyorsanız Gordon Freeman’ı ya da Alyx’i tanımıyorsunuz demektir, bu kısmı geçin. Ama bir de Portal’ı, Half-Life 2′yi oynayıp da benimle aynı hisleri paylaşanlar vardır ki, onlar iletişime geçsinler benimle Galaxium’u ayarlamaları konusunda bizzat yardımcı olacağım.)

Bahsetmeyi unuttuğumu şimdi fark ettim. Cep telefonumu değiştirdim. Aslında bunun üzerinden zaman geçti ama, olsun. Uzun zamandır bir Nokia sahibi olmak istiyordum. 6300 modelini aldım. Gnokii ile falan kasıp kullanayım diye çok istedim aslında, ama aldıktan sonra daha başka pek çok şeyi hoşuma gittiğinden hiç gnokii ile falan uğraşmaya gerek duymadım. Eğer yazım telefon almayı düşünen birilerine denk gelirse, 6300 da alternatiflerden biriyse, öneririm. Çok şık, çok rahat tuşları olan, çok kullanışlı, güzel bir telefon.

Şöyle bir baktım da, bundan sonra yazacaklarımı biriktirmesem daha iyi olur sanırım :P Umarım bu kısma ‘amaan’ deyip scroll down yaparak gelmemişsinizdir :)

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon