Başarı üzerine…

Aslında bu yazıyı finaller bittikten sonra yazmak istiyordum. Ancak olur ya, aklımdan çıkar, yazmayı unuturum diye bir an önce yazayım istedim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü’nde ilk akademik yılımı tamamlamanın eşiğindeyim. Başarılı bir öğrenci olduğumu söyleyemeyeceğim. Ancak bahsetmek istediğim ‘başarı‘ hadisesi benimle ilgili değil. Okuduğum bölümün en başarılı öğrencileri genelde Türkmenistan, Azerbaycan, Angola gibi ülkelerden gelen öğrenciler oluyor. Bu da -özellikle Angola başta olmak üzere- bu ülkelerin en başarılı öğrencilerinin tercihlerinin Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği olmasından kaynaklanıyor. Peki, bizden -Türk asıllı öğrenciler- gerçekten çok mu zeki, çok mu akıllılar? Senenin başında bu konuda çok fazla bir bilgim olmamasına karşın, iki dönemlik bir öğretim süreci sonrasında yorum yapacak kadar bilgiye/tecrübeye sahip olduğumu düşünüyorum.

Tembeller diyemeyeceğim, gerçekten çalışkan, azimli öğrenciler. Ama ortalamalarının bu denli yüksek olması sadece çalışmalarından kaynaklanmıyor. Her sınavda önlü arkalı/sağlı sollu oturan bu öğrencilerin fantastik derecede kopya çekme eğilim ve becerileri var. Daha önce bölüm arkadaşlarımdan duymuştum kopya çektiklerini, ancak özellikle ikinci dönem bu duruma ben de sıkça şahit oldum. ‘Ee, ne var bunda?‘ diye düşünmeden önce okumaya devam edin. Benim bahsetmek istediğim -hatta kıl olduğum- nokta ise bu öğrencilerin kopya çekiyor olmaları değil. Bir kaç gün önce Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin birinci sınıfta bölümlerine dair aldıkları tek ders olan “Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliğine Giriş (Introduction to Petroleum and Natural Gas Engineering)” dersinin finali vardı. Dönem başından beri her sınavda kopya çektiğine tanık olduğum tiplerden bir tanesi bu sınavda da iş başındaydı. Dersi veren hocanın gözetmen olarak asistan bırakmasından istifade etmeye çalışan bu akıllı(!) arkadaş kendi kağıdı üzerinde %10 civarında bir hisseye sahipti tahminimce. Gerisini ise esnek, uzayabilen boynuna borçluydu. Defalarca isim vermeden uyaran asistan sonunda gidip bu arkadaşın kağıdını kopya çektiğini ifade edecek şekilde işaretledi. Buraya kadar bir durum yok. Her öğrenci kopya çekebilir ve yakalanabilir değil mi? Bu noktadan sonra adam olan utanır tabii. Bahsi geçen öğrenci ise gayet gürültülü bir şekilde toparlandı ve kapıyı çarpıp çıktı! Ben de öylece bakakaldım. Ulan dangalak, hadi kopya çektin; hadi asistan uyardı, dinlemedin; hadi yakalandın; tafran kime, de bakayım bana. Kaldı ki ben orda sınavıma devam ediyorum bre denyo. Hadi beni geçtim, o uzun boynunla kağıtlarından kopya çektiğin insanların da dikkatlerini dağıtıyorsun sen. Ne ölçülerde bir beynin olduğunu gerçekten merak ediyorum…

In conclusion, yurtdışından gelip aşırı zeki öğrenci profili çizen insanlar orijinde o kadar da zeki değiller, sadece genelimizden daha iyi yol yordam(!) biliyorlar.

  • Twitter
  • Facebook
  • Identi.ca
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Mixx
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Reddit
  • StumbleUpon

Comments (3)

Özgür KuruJune 6th, 2009 at 13:11

abi sen hiç yabancı uyrukluların girdiği sınavı gördün mü? öss de bize sorsalar herkes en iyi bölümü kazanır o sorularla :)

hsa2June 6th, 2009 at 14:37

:) Gerçekten mi? Bilmiyordum. Her ne şekilde gelirlerse gelsinler abi, hadlerini bilseler üzülmeyeceğim.

purakJune 19th, 2009 at 01:02

yabancı öğrenciler, össye göre çok kolpa bir sınavdan geçerek, garip bir yerleştirme ile bizim ünivleri kazanıyorlar. benim yıldızda gördüklerim genellikle bölümün en başarısız adamları… ama tabii kopya çekme yeteneği başka birşey, ben lisedeyken kopyayla okul birinciliğine oynayan adam tanıdım :)

işin kötüsü bazı ‘garip ahlaklı’ hocalar bariz kopya çeken bu arkadaşları değil de, pek kopya çekmekle ilgilenmeyen benle uğraşırlardı… hocanın yavşağı da kötüdür… :)

Leave a comment

Your comment